Cuma ,18 Nisan 2014
Anasayfa / Haberler / Gerçek Hayattan Uyarlanan Filmler
Gerçek Hayattan Uyarlanan Filmler

Gerçek Hayattan Uyarlanan Filmler

‘ Sinema bir öyküyü anlatmayı o kadar iyi bilir ki, belki de nasıl anlatacağını her zaman bildiği izlenimini vardır.’  -  André Gaudreault (sinema tarihçisi)

Son sayfaları kaybolmuş bir roman, tamamlanmamış tablo, yarım kalan müzik ne kadar güzel başlarsa başlasınlar onların bitmemişliği bizim için hep bir eksidir. Filmlerden de bize bir öykü anlatmasıdır. Bazen öyküleri gerçek hayattan alınmış olabilir ki; birilerinin bu hikayeyi yaşamış olması, onun o gerçektik boyutu daha çok ilgimizi çeker.

Yaşanmış/gerçek olaylardan uyarlanmış birkaç filmden bahsetmek istiyorum. Belki ilginizi çekecek, izlemek isteyeceğiniz biri olabilir aralarından.

- Schindler’s List :

1993 yapımı olan film çekilen en pahalı siyah-beyaz film olarak da biliniyor. Film Thomas Keneally’ nin Schindler’ in Ark adlı kitabından sinemaya uyarlanmıştır. Yönetmenliği Steven Spielberg tarafından yapılan film 1994 yılında 7 dalda Oscar kazanmıştır. Aldığı ödüller arasında En İyi Film ödülü de yer almaktadır. Filmin içeriğine bakacak olursak; Oskar Schindler adında bir Alman’ın 1100 Yahudi’ yi ölümden kurtarması anlatılmaktadır. 195 dakika olan film uzun gibi görünse de gerek anlatımı gerek gerçekçi sahneleri ile sıkılmayacağımız etkileyici bir yaşamı bize anlatıyor.

- A Beautiful Mind :

Amerikalı matematikçi John Nash’ ın hayatının anlatılığı film 2001 yapımı. Film Sylvia Nason’ un aynı adlı kitabından sinemaya uyarlanmıştır. Yönetmenliği Ron Howard’ a ait olan film En İyi Film dalında Oscar almış filmler arasındadır. Ünlü matematikçinin şizofreni ile mücadelesi ve 1994’te Nobel ödülüne layık görülmesine kadar uzanan yaşamına yer verilmektedir.

- Into The Wild :

Yönetmenliğini Sean Penn’in yaptığı film Christopher McCandless adlı bir gencin ailesine ve başka hiç kimseye haber vermeden yola çıktığı macerasını konu alıyor. 2 yıllık macerası boyunca kendisini Alexander Supertramp olarak tanıtıyor. 2007 yapımı film de ‘her şeyi bırakıp kaçmak’ arzusunu yerine getirmiş bir insanı görüyoruz. Belki de çoğumuzun hayal ettiği bir şeyi yapan/ gerçekte böyle bir şeyi yaşayan insanı izlemek benim için çok keyif vericiydi. Emile Hirsch, Alexander olarak karşımıza çıkıyor ve bence harika bir performans sergiliyor. Jon Krakauer’ aynı adlı kitabından uyarlanmış film beni hakkında fazlaca düşünmeye sevk etti. Ayrıca film başında yer alan şu dizelere yer vermek istiyorum.

“There is a pleasure in the pathless woods,
there is a rapture on the lonely shore,
there is society where none intrudes,
by the deep sea, and music in its roar:
I love not man the less, but nature more”

- Lord Byron

Ücra ormanlarda bir haz vardır;

Issız kıyılarda mest olurum;
Kimsenin rahatsız etmediği

Bir çevre vardır, derin denizlerde

Ve uğultusunda bir şarkı vardır:

İnsanı daha az sevmem ama

Doğayı ondan çok severim.

- 127 Hours :

Yine yaşanmış hikaye olan film bu kez maceracısının kaleminden çıkan bir kitaptan (Between a Rock and a Hard Place) uyarlanmış. 2010 yapımı film de dağcı Aron Ralston’ ın yaşadığı talihsiz bir kazayı anlatıyor. Yönetmenliğini Danny Boyle’un yaptığı film de James Franco başrolde. Bence bu filmde en ilgi çeken nokta yaşama arzusunun her şeyden daha üstün oluğunu iyi anlatmasıydı.